Sarper Şoher'in Yazıları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sarper Şoher'in Yazıları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ekim 2007 Cuma

Röportaj - Mat Dickie, Bağımsız Solo Oyun Yapımcısı

Bu röportaj, 21.09.07 tarihinde, kişisel blogumda yapmış olduğum orjinal metinin çevirisidir. Elimden gelen en iyi şekilde çevirmeye çalıştım, keyifli ve faydalı olacağını umuyorum.

Sarper: Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Mat Dickie: Ben Mat Dickie, kısaltılmış olan MDickie imzası altında, tek başıma, pc sektörü için oyunlar yapıyor ve yayınlıyorum. Tek başıma çalışmak demek, bazı insanlar için yeterli seviyede cilalanmış oyunlar yapamıyorum anlamına geliyor fakat özgürlük bana daha ilgi çekici oyunları daha kısa sürede yapmamı ve daha mantıklı bir fiyata satmamı sağlıyor.

Sarper: Tecrübelerinize dayanarak, sizce bağımsız bir oyun yapımcısı olmanın veya daha da önemlisi solo bir oyun yapımcısı olmanın avantajları ve dezavantajları nelerdir?

Mat Dickie: Bahsettiğim gibi, serbest yaratıcılık en üstün avantaj. İstediğim oyunları, istediğim hızda yapıyor ve son ürünü istediğim şekilde yayınlıyorum. Oyunu yaparken, kimi zaman saat başı rol değiştiriyorum ve yayınladığım zaman her bir kuruşluk karı cebime atabiliyorum. Tek eksi yönü, oyunlar o kadar fazla insana ulaşmıyor veya o kadar fazla kopya satmıyor, bunun sebebi de bağımsız sektör, niş pazara sahip yani sadece belirli bir kitleye hitap ediyor. Eğer bir oyun mağazalarda boy göstermiyorsa veya dergilerde abartılı reklamları yapılmıyorsa fısıltı gazetesi ile birkaç bin insana ulaşmasının yetmesi gerekiyor. Devasa kalabalıklar ürününüze maruz kalsa bile, averaj oyuncu oyunun nasıl yapıldığına dair tek bir düşünceye bile sahip olmadığı için olup bitene minettar olmuyor, olamıyor. Piyasadaki standart oyunlardan alıştıkları ve sizin oyununuzda göremedikleri hakkında şikayet edip duruyorlar bu sebeple iyi bir izlenim bırakmak mümkün olmuyor.

Sarper: Sizin gibi becerikli bir solo oyun yapımcısı bu piyasadan tatmin edici gelir elde edebilir mi? Çünkü sizin de bildiğiniz gibi pek çok bağımsız yapımcı ayrıca günlük işlere de sahipler.

Mat Dickie: Evet, çoğu kişi için oyun yapmak bir işten çok hobidir. Ben oyun yapımı işine yapabilecek daha iyi birşeyim olmadığı, çok genç olduğum bir dönemde bulaştım ve o zamandan beri de geri bakmadım. Dürüst olmak gerekirse, sanırım daha sağlam varlığı olanların arasına katılmalıydım fakat artık geri dönmek için çok geç. Tamamen yaptığım iş etrafında bir hayat tarzı benimsedim. Bağımsızlık konsepti oyunlarımı aştı ve hayatımın her yönüne resmen sızdı. Sitemde bunun bu kadar filozofik cümlelerle anlatılmasının sebebi de bu. Bu bir felsefe. Bu kendine dürüst olmakla, herşeyi yapabilecek güce sahip olduğunu idrak etmekle ve en ufak tepecikten dağ inşa etmeye başlamakla alakalı. Bu hergün sitemde gördüğünüz birşey, bir adam zamanını ve kaynaklarını özel birşeyler yapmaya aktarıyor. En zor şeyi bile başarmak için tüm gereken bu. Neye sahip olduğunuza ve ne istediğinize bakıyorsunuz ve sonra boşluğa elinizdekilerle bir köprü inşa ediyorsunuz. Bu genellikle normal bir hayatı kurban etmeyi içeriyor ve bu da çoğu insanı korkutuyor ama biliyorsunuz, hayata bakmanın iki yolu vardır. Bazı insanlar, birşey olmak için (oyun yapımcısı) , birşey yapmaları gerektiğini (günlük işten istifa) bunun için de birşeye sahip olmaları gerektiğini (finansal garanti) düşünürler. Ben bunu tam tersi olarak düşünüyorum. Ben önce oyunları yapan adam olmaya karar verdim, sonra oyun yapımcılarının yaptıklarını yaptım ve şimdi oyun yapımcılarının sahip olduklarına sahibim! Eğer gökkuşağının sonunda birşeylerin yattığına inanıyorsanız, o şeyler orada yatmaya devam edecek. Eğer birşeylerin içinizde yattığına inanıyorsanız, bunu orada bulacaksınız...

Sarper: Profesyonel oyun sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz ve bağımsız sektör ile nasıl karşılaştırıyorsunuz?

Mat Dickie: Ben genellikle "görmeye değer" olarak değerlendiririm fakat diğer bir önemli değişiklik ise "boyut". Örneğin, ben asla Grand Theft Auto 'nun devasa genişlikte şehirlerini veya Zelda 'nın büyüleyen dünyalarını yaratamam. Sadece o projelerin üzerinde uğraşan tam takım ekipler var ve bu benim asla elde edemeyeceğim bir lüks. Ben olan biteni belirli bir ortama hapsetmek zorundayım, bir arena, ada veya hapishane gibi. Grafiklerin dışında, yazmaya zaman bulabileceğim konuların ve ekleyebileceğim özelliklerin bir limiti var. İnsanlar eğlendirmekten öyle bahsediyorlar ki sanki bu hayatın boyunca istediklerini yazdığın ve "Yarat" tuşuna bastığın bir mükemmellik partisi. Gerçek şu ki dükkan kapanmadan önce alabileceğin herşeyi alıyor ve hiçbirşey düşürmediğine dua ediyorsun.

Sarper: Kariyerinizde unutamadığınız bir hatıranızı bizimle paylaşmak ister misiniz?

Mat Dickie: İnternette bir oyun yayınlayıp da ertesi sabah kalktığımda yüzlerce destekleyici e-posta ile karşılaştığım o günü hiç unutmayacağım. O an önemli birşey üzerinde olduğumı anladım ve haftalarca etkisinden çıkamadım! Veya ilk defa bir oyun dergisinde yazılı materyalde adım çıktığında, halka açık yerlerde, dergide benim işlerimi okuyanları nasıl da gizlice izlediğimi de unutamam. Ama ilk defa taçlandığım, kanatlandığım an ilk oyunumu satışa sunduğum andı. "Federation Booker" oyunumum ilk kopyası kapıma geldiği anı hiç unutmayacağım. Öyle çok ahım şahım birşey değildi fakat orada elimde kendi yaptığım birşeyle duruyordum VE bunu dış dünyaya başka bir insanın yardımı olmadan sunmuştum. O an kendimi dünyanın en güçlü oyun yapımcısı gibi hissetmiştim, hala öyle hissediyorum!

Sarper: Tipik bir gününüzü bizimle paylaşmak ister misiniz?

Mat Dickie: Bu işe başladığım ilk günlerde, ne yapmak istediğimi düşünerek sersem gibi saatler arasında sendeliyordum, ama şimdi günlerim herhangibir iş günü kadar sağlam bir yapıya oturdu. Genelde sabah 09:00 gibi çalışmaya hazır oluyorum ve ilk saatimi e-posta ve çeşitli iş meseleleriyle geçirerek hafiften ısınıyorum. Saat 10:00 gibi tekrar kendimi işe ısındırmak adına son projem için tekniksel konulardan çok grafiksel konularla uğraşmaya başlıyorum. Belki birkaç ufak animasyon veya büyük tek bir animasyon, birkaç 3B model ve birkaç kaplama yapabiliyorum ve bunlar genellikle günün devamında programlamak istediklerimle alakalı oluyor. Öğle yemeği arasından sonra tüm hazırladıklarımı kullanan ve bitmek bilmez yapılacaklar listesine bir çentik atabileceğimi umduğum oldukça sağlam bi programlama seansı geçiriyorum. Genellikle saat 17:00 gibi yoğun işi tamamlamış oluyorum ve akşam yemeği için ara veriyorum. Yemekten sonra çeşitli konularla uğraşmak için geri dönüyorum. O günkü başarılan ilerlemeye göre akşam yaptığım iş büyük ihtimalle kendi siteme haber yazmak oluyor. Fakat kaydedilmesi gereken ses efektleri veya yapılması gereken müzik var ise veya hala çizilmesi gereken grafikler varsa, onlarla uğraşıyorum ki ertesi gün çalışmak için daha bile çok zamanım olsun. İki şekilde de çalışma günüm başka bir "MDickie kişisi üzerinde çalışma" sebebiyle saat 19:30 gibi bitmeli! Bir saat vücut çalışıyor, yeni yetenekler öğreniyor veya saat 21:00 'da tamamen kapanmadan önce biraz kitap okuyorum.

Sarper: Siz genellikle Hard Time veya Wrecked gibi -pek çok yapımcı için göze alınması zor- orjinal oyun fikirleri ortaya koyuyorsunuz. Bu tür bir kararlılığı ve kendine güveni nereden buluyorsunuz? Herhangibir tüyo?

Mat Dickie: Burada olmamın tüm sebebi bu, yani bu bence beyinsizlik. Ben sadece başkasının yaptıklarını kopyalayabilecek kapasitede değilim. Bu bir tuğla duvara doğru yürümeye benzerdi oysa ki ben burda kendi yolumu çizmeliyim hem oyunlarım hemde onları yapış biçimim açısından. İlk günden beri hep oynamak istediğim oyunları yapıyorum ve kendimi hep oyun yapımcılarının olmasını istediğim adamlar gibi yönlendiriyorum. Bu yaptığım her işin arkasındaki itici kuvvet. Eğer istediğim şey yoksa, ben bunu yaratacağım. Bu hayatın anlamı, değişim olmak. Eğer insanlar hala eski saçmalıklar ile çalkalanıyorsa, işte bu sizin için heyecan verici birşeyler yapmak adına bir davet. Eğer birşeyler çok uzun zaman alıyor veya çok paraya mal oluyorsa, bu da sizin için daha iyi bir yol bulmak adına bir davet. Ve eğer negatif bireyler tarafından çevrelenmişseniz, bu da daha güçlü ve pozitif bir birey olmak için bir davet! İster çevrenizi değiştirirsiniz, isterseniz de çevrenizin sizi değiştirmesine izin verirsiniz...

Sarper: Son olarak tüm yapımcılara ve özellikle yeni başlayanlara söylemek istediğiniz birşey var mı?

Mat Dickie: En sonunda buradayız. Benim örneğim şunu kanıtlıyor ki sokaktaki herhangibir kişi bu işi yapabilir. Bir enstrümana oturup da sonra müzik yapmaya başlayan birilerini tanırsınız, bir kameradan bakıp da kendini geliştirip film çeken birilerini elbet duymuşsunuzdur, belki de kalemi kağıda dayayarak başlayıp da yazar olan birilerini tanımışsınızdır. Ağzını açıp da rol yapabildiklerini veya güzel şarkı söylediklerini farkeden insanlar vardır. Hepsi ne kadar mümkünse, bilgisayarı olan birisi için de oyun yapmak o kadar mümkündür. "Kolay" değil fakat mümkün. İnanın bana, bunu söyleyebilmek için oldukça uzun bir zamandır bekliyorduk! En sonunda bu da diğerleri gibi bir seçim ve bu da buna gönül ve zaman veren herhangibirisi için karşılığını vermek için bekliyor. Bu bir mihenk taşı çünkü bu akademik gönüllülerimize kapıyı kapatıyor ve yaratıcı dahilerimize kapıyı açıyor. Müzik Elvis Presley veya Michael Jackson tarafından icat edilmedi fakat onlar tarafından heyecan kazandı. Film Steven Spielberg veya Quentin Tarantio tarafından bulunmadı fakat onların elinde parladı. Şimdi, bilimsel akla sahip insanlar masaya farklı bir sanat şekli koydular ve bu aramızdaki yaratıcıların topu alıp koşmasının zamanıdır...

Sarper: Bizimle zamanınızı paylaştığınız için ve dürüst cevaplarınız için çok teşekkürler. Harika işlerinizin devamını dileriz.

7 Ağustos 2007 Salı

Yeni Adsl Tarifesi

Aynen sitesinden aktarıyorum arkadaşlar;

"TTNet, tüm Türkiye'de son zamanların en büyük indirimini gerçekleştirdi. Yeni indirimlerden sonra limitsiz ADSL fiyatlarında yüzde 50'ye varan oranlarda indirim gerçekleşti: 1 megabit limitsiz ADSL bağlantısı 49, 2 megabit 69, 4 megabit ise 89 YTL'ye son kullanıcıya ulaşıyor! Ayrıca limitli paketleri tercih eden müşteriler için de mevcut 1 megabitlik paketlere alternatif olarak 2 kat hızlı, 2 megabit 6 GB lik yeni bir paket 49 YTL'den sunulacak.

Türk Telekom'un 1 Ağustos 2007 tarihinden itibaren geçerli olan yeni toptan ADSL fiyatlarına paralel olarak TTNet, yeni ADSL tarife ve indirimlerini aynı tarihten itibaren geçerli olacak şekilde hayata geçirdi.

Yeni tarifelerle TTNet ADSL 4 kat hızlandı. 256 kilobit limitsiz tarife mevcut 49 YTL'lik ücretinde herhangi bir artış olmadan 1 megabite çıkarılırken; 512 limitsiz ADSL internet bağlantısının hızı 2 megabite getirildi ve aylık ücreti 79 YTL'den 69 YTL'ye indi.

Yeni tarifede en çok göze çarpan şüphesiz ülkemizdeki İnternet kullanıcılarına ilk kez sunulan 4 megabitlik ADSL erişim paketi oldu. Çalışmaların tamamlanmasının ardından Türkiye'de ilk kez 4 megabit bağlantı kullanıma sunuldu. 4 megabit genişbant limitsiz internet bağlantısı için kullanıcılar ayda yalnızca 89 YTL ödeyecek.

Yine TTNet'in yeni İnternet paketlerinden birini de 2 megabit hızında ve 6 gigabyte limitli ADSL bağlantısı oluşturuyor. TTNet, 1 megabit hızında 4 ve 6 gigabyte limitli paketlerinin fiyatını korurken 1 megabit hızında 9 gigabyte limitli paketini otomatik olarak 1 megabit limitsize çevirdi.

Otomatik olarak geçildi

TTNet müşterilerinin indirimli ücretleri 1 Ağustos 2007 tarihinden itibaren geçerli olacaktır. Yeni tarifeler ile paketler arası geçişler ise 6 Ağustos 2007 tarihinde otomatik olarak gerçekleştirildi. Özellikle 256, 512 kilobit ve 1 megabit limitsiz bağlantılar 4 kat hızlandı; 256 kilobit müşterileri 1 megabit limitsiz tarifeye, 512 kilobit müşterileri 2 megabit limitsiz tarifeye ve 1 megabit limitsiz müşterileri ise 4 megabit limitsiz tarifeye transfer oldu. 2 megabit limitsiz müşterileri ise 4 megabit limitsiz tarifeye taşındı. Aynı şekilde 1 megabit hızında 9 gigabyte limitli paket yine 1 megabit limitsiz pakete otomatik şekilde transfer oldu.

Aylık ücretlerin dışında, statik IP ve bağlantı ücretlerinde herhangi bir değişiklik yapılmadı. Bu arada Yaz Fırtınası Kampanyası'ndan faydalanan kullanıcılar, yeni tarife ile yeni paketlerine otomatik olarak taşındı ve bu aboneler mevcut kampanya kapsamındaki indirimlerinden faydalanmaya devam edebilecek.

Ayrıca TTNet müşterileri, Ağustos sonuna kadar, “ Son Sürat Yaz Fırsatı” Kampanyası kapsamında 2 yıllık taahütname karşılığında 12 ay boyunca %12 indirime hak kazanabilecekler. Üstelik 4440375 TTNet Çağrı Merkezini arayarak kampanyaya katılmak çok kolay. Bu indirimle, örneğin aylık 29 YTL’lik paketteki müşteriler 1 yıl boyunca aylık 25,52 YTL ödeyecekler."


Heyecan verici bir gelişim olduğu kesin, benim haberim yoktu ve bir dosya indirme işlemini 100k ile yapınca jetonum düştü, insan hem seviniyor hem üzülüyor. Hem Türkiye için önemli bir adım hemde dünya ile karşılaştırıldığında bu konuda ne kadar geç kalındığının kanıtı. Şöyle ki, benim 6 saat gibi devasa bir süre içerisinde indirmiş olduğum bedava online oyunu Hollanda'da yaşayan ağabeyimin 15 dakikada indirip yanıma gelmiş olması beni kahretmişti. Oyun hesabı yaratması bile daha uzun sürmüş indirme işleminden. Acı ama gerçek, daha alacak çok yolumuz var ama zararın neresinden dönülürse kardır. Yeni tarife ve 4mbit bağlantının ülkemize gelmesi hayırlı olsun.

20 Temmuz 2007 Cuma

İstediğinize Odaklanın

Pek çok insan tanıyorum, özellikle bir takımla çalışırken sürekli istemediklerine odaklanıyor, istemedikleri şeyleri anlatmaya çalışıyorlar. Bu oldukça zaman, enerji ve motivasyon alıcı bir yanlış. Takım arkadaşlarınıza sürekli beğenmediklerinizden, olmasını istemediklerinizden, değiştirilmesi gerekenlerden bahsederseniz, kafalarını karıştırır, cesaretlerini ve projeye olan güvenlerini kırarsınız.

Aynı zamanda bu kendi motivasyonunuzu ve planlama becerinizi de kısıtlar hatta proje için ölümcül bile olabilir. Şöyle ki sürekli istemediğinizden bahsederseniz bir süre sonra "Herşey yanlış gidiyor, hiçbirşey istediğim gibi değil." fikrine kapılırsınız.

Örneğin 3B model sanatçınız modelde yanlış birşey mi yapmış, "Bu model böyle olmamalı, kollar orantısız, bacaklar şöyle olacak" vs. yerine "Model güzel olmuş tam anlattığım gibi ama kolları biraz daha orantılarsak biraz da bacaklarla oynarsak mükemmel olur, oyuna daha iyi gider" şeklinde konuşmalısınız. Böylece olmasını istediğinize yani asıl noktaya gelir daha açık şekilde takım arkadaşlarınızın anlamasını sağlarsınız hemde motivasyonlarını düşürmemiş olursunuz.

18 Temmuz 2007 Çarşamba

Motivasyon İpuçları #1; Küçük İşleri Ertelemeyin

Bilgisayarla uğraşan herkesin ortak problemi; tembellik. İster programcı, ister grafiker isterseniz bölüm tasarımcısı veya oyun yapımında rol alan başka bir alanda çalışıyor olun bu hepimizde var olan doğal bir özelliktir. Sık sık kendimize "sonra yaparım", "daha zamanım var", "biraz şu oyuna bakayım sonra" gibi sözler söyler motivasyon eksikliğimizi bu avutmalarla kapatmaya çalışırız.

Dediğim gibi bu tembellik çoğunlukla çalışma motivasyonu eksikliğinden kaynaklanıyor. Kimi tanıdıklarım böyle durumda iki el oyun oynuyor veya oldukça kafa boşaltıcı olan Türk televizyonlarına bakıyorlar. Hoş bizim dizilere ve programlara bir saat ayırdığınızda koşarak bilgisayara dönüyorsunuz ki bu başka bir blogun konusu...

Burda kanımca yapılan temel bir yanlış var. Önemli olan çalışacak motivasyonu bulmakta değil. Önemli olan çalışarak motivasyon bulmakta. Çalışmak istemeseniz bile çalışmaya başladığınızda kendinizi daha konsantre olmuş ve daha motivasyonu yüksek hissedersiniz.

Gelelim attığım "Küçük İşleri Ertelemeyin" başlığının anlamına. Bir işe başlamak ve o işe konsantre olabilmek için başka sorumluluklarınızın bulunmaması önemlidir. Şahsen en ufak sorumluluklarım bile beni bekliyorsa kendimi kodlara veremiyorum. Bunlar o kadar basit ki örneğin; bulaşık, oda toplamak, çöpü çıkarmak, fatura yatırmak gibi. Az sonra yaparım dediğimiz her ufak şey birikiyor ve öyle bir hale geliyor ki hiçbirşey yapacak durumunuz kalmıyor sorumluluklar altında eziliyor ve tekrar tekrar "az sonra" demeye devam ediyorsunuz.

Özet olarak, basit sorumlulukları hemen ortadan kaldırın ve sizi mutlu eden çalışmalarınıza adayın kendinizi. En basit işten başlayarak oyun yapımına giden yolu tıkayan tüm o ufak pürüzleri tek tek temizleyin. Bulaşık mı yıkanacak? Az sonra demeyin hemen halledin. Ödeviniz mi var? Önce onu bitirin. Önemli bir email mı atmanız gerekiyor? hemen aradan çıkarın.

Bir diğer motivasyon kaynağı da hergün birşeyi bitirmektir. En ufak bile olsa oyun için birşeyler yapın ve gece kendinize sorun ne yaptığınızı. İster basit bir kaplama olsun ister ufacık bir programlama döngüsü ama illa hergün birşey yapın.Böylece -umarım ki- motivasyonunuz yüksek, çalışma gücünüz verimli olacaktır.

9 Haziran 2007 Cumartesi

Indie Diary

Bu yazım sadece kısa bir duyuru amaçlı.Yeni projem için yeni bir günlük açmış bulunmaktayım.the Indie Diary isimli günlüğümde proje hakkında detayların yanısıra önceki tecrübelerim hakkında bilgi vereceğim ve bilgimi paylaşacağım.Ayrıca bu sektörde işlerinizi kolaylaştıracak ipuçlarına da yer vereceğim.

Günlük ingilizce maalesef çünkü amacım tüm dünyaya hitap etmek.Buraya da yazılar göndermeye devam edeceğim.

the Indie Diary 'da görüşmek üzere!

29 Nisan 2007 Pazar

Microsoft XNA Express

Pek çoğunuzun bildiğini tahmin ettiğim bir oyun geliştirme kütüphanesi MS XNA. Bu yazıda express versiyonunun kurulumundan, işlevinden ve faydalarından bahsedeceğim biraz.

Kısaca tarihi;
Microsoft XNA ilk olarak 24 Mart 2004'de Game Developer's Conference'da duyuruldu ve ilk basına özel teknoloji demosu 14 Mart 2006 da yayınlandı. Şu anki versiyonu olan 1.o ise 11 Aralık 2006'dan beri bedava olarak sitesinden indirilebilmektedir.

Microsoft XNA nedir?
Yazının başında da belirttiğim üzere, XNA express; Microsoft'un C# express ile kullanılmak üzere tasarladığı hem Windows hemde Xbox360 platformlarında çalışabilecek oyunlar kodlanabilen bedava "oyun yapım" kütüphanesidir. İçinde çeşitli grafik/çizim, ses, kullanıcı girdisi(input) fonksiyonları bulunuyor ve DirectX9 kullanıyor.Shader desteği ve DirectX10 özellikleri de barındırması sebebiyle tamamen yeni nesil bir oyun yapmak için gerekli tüm özellikleri barındırıyor şu anki haliyle ve geliştirilmeye de devam ediyor. Tek eksisi "managed code" kullanması sebebiyle normal koda nazaran yavaş olması. XNA ile yapılan oyunların da çalışması için .net framework 2.0 ve XNA framework yüklü olması gerekiyor.

Kullanmak için orta düzey C# bilgisine sahip olmanız gerekiyor. Şu an ilk beta sürümü olmasına karşın kaliteli bir oyun yapmak için gereken tüm sistemler hazır. Geliştirilmeye devam ediliyor ve yapımcıların söylediğine göre Directx10'un tüm nimetlerinden yararlanır hale gelecek. Umarız ki grafiksel kaliteye odaklanıp yararlı sistem ve fonksiyonların eklenmesini es geçmezler.

Kimin için?
Şimdi gelelim bizi ilgilendiren kısıma; XNA express, özellikle bu işe bütçe ayıracak durumda olmayan veya lisans ücretleriyle boğuşmak istemeyen yapımcılara hitap ediyor. Hobi amaçlı bu işle uğraşanlar ve indie piyasasına giriş yapmak isteyenler için işleri oldukça kolaylaştıracak bir kütüphane XNA.

En önemlisi; ne kütüphaneyi elde etmek için bir ücret ödemeniz gerekiyor ne de XNA kullanarak yaptığınız oyunlarınızı satarken herhangi bir lisans ödemeniz gerekiyor. Eğer oyunda kullanılan medya formatlarından örneğin sesler için .OGG, kaplamalar için .DDS, modeller için .X'de kullanırsanız sonunda elde ettiğiniz ürün üzerinde tek harcamanız emeğiniz olacaktır ki bu harika bir şey!

Sonuç;
Şahsen Blitz3d den XNA'e geçiş aşamasına girmiş bulunmaktayım, eğer siz de hobi amaçlı uğraşıyor veya bağımsız oyunlar yapıp para kazanmak istiyorsanız hemen yüklemenizi ve öğrenmenizi öneririm. İhtiyacınız olan bağlantılar aşağıda bulunmaktadır arkadaşlar, iyi çalışmalar dilerim!

.Net Framework 2.0
C# Express ana sayfası
XNA Express ana sayfası

2 Nisan 2007 Pazartesi

Hergün bedava bir bağımsız oyun ve program!

Kısa bir site tanıtımı yapmak istiyorum.
Her 24 saatte bir ücretli bağımsız (indie) bir oyunu ve bir de programı tamamen ücretsiz olarak temin edebileceğiniz "Give away of the day" sitesini hergün ziyaret etmenizi tavsiye ederim. Bazen oldukça güzel oyunlar ve kullanışlı programlar bulabiliyorsunuz. Güle güle oynayın / yararlanın.

19 Mart 2007 Pazartesi

İlk mesaj benden...

Herkese selamlar,

Burada konuk yazar olmama rağmen ilk mesajı yazma onuruna sahip durumdayım :)
Daha doğrusu ortalığı boş buldum denebilir.Kimse mesaj yazmayınca fırsattan istifade edeyim dedim.

Şimdi biraz kendimden bahsedeyim sizlere; Ben, Sarper "Mortiis" Şoher veya eski oyunyapimi.org üyelerinin tanıdığı şeklimle "Nomax", kendimi bildim bileli oyun yapımına ilgi duymuş bir Blitz3d programcısıyım.İlk olarak 93 yılında Klik'n'Play adlı oyun yapım programı ile oyun yapımına başladım.Sonradan halflife için haritalar ve ufak tefek modlar yaptım.Bir süre Visual Basic ve ardından C++ çalıştıktan sonra en kolay ve hızlı yol olarak Blitz3d'yi keşfettim.Üç yıldır Blitz3d kullanıyorum.

Bu zaman içerisinde pek çok amatör çalışmam oldu.Bunların arasında henüz 2 ay önce yapımını tamamladığım ilk ticari projem olan TRT-Labirent'ten Kaçış da bulunmakta. (Cumartesileri 9-10 arası TRT1 de izleyebilirsiniz.) Umarım ilerleyen zamanlarda burada da projelerimle alakalı yer işgal edeceğim.

Burada, projelerimin yanısıra, indiegame piyasasından, oyun yapımı ile alakalı konulardan da bahsetmeyi umuyorum.Indie oyun incelemeleri ve satış tekniklerini anlattığım konular da yazma ihtimaller dahilinde arkadaşlar.Umarım severek okur ve faydalanırsınız.Görüşmek üzere :)